Buhranlarımız, bir “çıkış yolu” adlı çalışma!
- Yayına Eklenme Tarihi: 16.06.2026
- Sayfa Sayısı: Product 17
- ISBN: Product 17
- Cilt Tipi: Product 17
- Kağıt Cinsi: Product 17
- Boyut: Product 17
- Dil: Türkçe
- Kargo: 2 Gün içinde Teslim
- İndirim: Toplu Alımlarda İndirim Uygulanır
- Stok Durumu: Var
- WhatsApp'tan Bize Ulaşın

- 100,00 75,00 TL
- İndirim: % 15
Sebilürreşad Haziran 2022 - 1077 Sayısı
Buhranlarımız, bir “çıkış yolu” adlı çalışma!
Sebilürreşad yazarlarımızdan Said Halim Paşa, velud/verimli bir fikir ve
düşünce insanıdır. Bugün, dünyanın yaşadığı ve ülke olarak bizimde artık
aurosundan etkilendiğimiz buhran, aslında son yüzyılın başında Osmanlı’nın
yüzleştiği, paylaşım savaşıyla sonuçlanarak acı bir fatura ödediği savaşın
getirdikleriyle bugün dünyanın yüzleştiği hadise sebepleri bakımından farklı
olsa da sonuçları bakımından aynıdır. Ve eğer dikkat edilmezse fiziki sonuçlar
bakımından da Osmanlı’ya yaşatılan acı reçete ülke olarak bizimde
karşılaşacağımız bir sonuç doğurabilecektir.
Mehmet Akif üstadın ve Sebilürreşad çevresinde kümelenen vatansever, inançlı,
İslami hayatın içinde “birlik ve beraberlik” dili geliştiren isimlerin tümü
yüzleştikleri bu sorunların çözümü için hem fikir hemde sahada aktör olarak yer
almış isimlerden oluşmaktadır. Sebilürreşad olarak geçtiğimiz yıl “Çıkış Yolu”
özel sayısı hazırlayarak ülkemizin her sahada fikir ve düşünce üreten
isimlerinden yazı ve makalelere yer vermişti. Ancak salgın hastalıkla beraber derinleşen
ekonomik buhran, ciddi bir tesir alanına doğru ilerlerken yüzyıldan ders
alarak, yarına dair fikir ve düşüncelerimizi masaya yatırmak ve dergimizde yer
vererek ülkemize ve dünyaya katkı vermeye çalıştık.
***
Bu sayıda yazılarıyla katkı veren tüm isimlere ayrıca teşekkür ederken, Cevat
Akkanat’ın özel gayretine teşekkür ediyorum. Yine, Yunus Emre Altuntaş’ın Said
Halim Paşa ekseninde ele aldığı makalesiyle, Canan Olpak Koç’un “Akif ve İkiz
Buhran” adlı makaleleri dönemin fotoğrafını çekmeye yetiyor. Koç’un makalesinde
yer verdiği, “Mehmet Akif, yarım asrı aşan ömrüne birçok farklı siyasal süreci
sığdırır. Onun hikâyesi yalnızca 1873 ile 1936 yılları arasında denilemez. Onun
ömrü Osmanlı ile Cumhuriyet arasındadır. Sırasıyla II. Abdülhamid dönemi, I.
Meşrutiyet, II. Meşrutiyet’in ilanı, İttihat ve Terakki yönetimi,
Trablusgarp, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Milli mücadele yılları… Tek
bir ömre sığan bin yıllık tarihin özeti gibi. Akif’in yirminci yüzyılın ilk
çeyreğindeki şahitliği bu nedenle oldukça değerlidir. İçten ve dıştan kaynaklı
zor yılların şahidi ve şairi olur. Mehmet Akif’in ilk buhranına kaynaklık eden
hüznü toprak kayıplarıyla başlar. Yürekten bağlı olduğu Osmanlı artık eski
şaşalı yıllarını yaşamaz. Öteden beri duyarlı, algıları açık bir genç olarak
yetişmiş olan Akif’in her sorumluluk sahibi insan gibi bu duruma üzülmemesi
mümkün değildir. Kayıtsızlık onun hayatta başaramayacağı tek hâldir. Lakin onun
için fark etmek yeterli değildir. Balkanlar, kutsal topraklar elden gitmeye başlamıştır.
Lise yıllarında mürekkebi daldırdığı kalemi bu kayıpları anlatmaya
başlamalıdır. Çünkü kaleminden dökülen karanlık yalnız mürekkebin koyuluğu
değil içinde çöreklenmeye başlayan buhranın dökülüşüdür. Dolayısıyla Mehmet
Akif, buhran adamı olmaktan aksiyon adamı olmaya Balkan savaşlarının ardından
başlar…” tespitine katılmamak olmaz.
***
Bu sayıda yine içeriğiyle dolu bir Sebilürreşad hazırladık. Ama okurlarımıza
özür borcumuzu ifade edelim. Bu yıl Şubat sayısından sonra yaşanan artış/zam ne
ise adı, baskı süreçlerinde Sebilürreşad’ı hayli zorladı. Altıncı yılında ilk
defa zamanında baskıya giremedik ve okuyucuya ulaşamadık. Ancak kriz şuan
etkilerini sektörümüze yerleşik hale getirdi bu nedenle Haziran sayımızdan
itibaren her ayın ilk haftası yayınlanmaya devam edeceğiz. Elimizde olmayan
sebepten kaynaklanan bu durum için özrümüzün kabulünü istirham ederiz.
Yeni sayıda görüşmek ümidiyle…









