Ramazan’da ittihad, arz’da İttihad-ı İslam
Bizleri yeni bir sayıda buluşturan Allah’a hamd
ederiz. O Allah ki bizi yine bir Ramazan ayında bir araya getirdi. Oruç’un
manevi atmosferinde ruhlarımızın inkişafını rahmetiyle kuşattı. Bu vesileyle
okuyucularımızın ve İslam coğrafyasının Ramazan-ı Şerif’ini hayırlıyor,
bu yıl uzun bir aradan sonra ilk defa aynı günde başlayan Ramazan ile “ittihad” sağlanmış olmasını büyük memnuniyetle karşılıyor
ve bunu rahmete bağlıyoruz. Bu sayımızda, son aylarda garip bir hâl alan
“İslamcılık” tartışmalarına “asli nazariyesinden” bakarak geniş yer ayırdık.
Zira, İslamsız “İslam” ve İslam’dan bihaber “İslamcılık” türedi. Avrupa’nın
1870’li yıllardan itibaren bu coğrafyadan duymaya başladığı ve sömürge haline
getirdiği İslam toprakları arttıkça “korktuğu”, İslam milletlerine “genelgeler”
göndererek bu yaklaşımdan uzak durulmasını “emrettiği” bir kavramdır İslamcılık
(Panislamizm). Ancak “İslamcılık” köküne atfedilen “islam
ruhu, islam birliği, ittihad-ı
islam” kavramının, XIX. yüzyılda yaşanan fiziksel
ayrışmaları bütünleştirmekten çok, bir fıkhi açılım olduğu gerçeğinden habersiz
olursak, çok sonraları siyasal bir içerik yüklenen “İttihad-ı
İslam” kavramını anlamamış oluruz. Bu sayımızda Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Prof.
Dr. Ergün Yıldırım, Abdurrahman Dilipak, Mehmet Şevket Eygi, Servet Hocaoğulları, Serkan Yorgancılar, Burak Yılmaz; ittihad-ı islam kavramının
tarihsel gelişiminden, güncel açılımına, özgün ve bir o kadar da yeni başlıklar
açarak, yazılarını kaleme aldılar. Bu yeni başlıkların, mevcut tartışmayı
sağlıklı bir zemine oturtacağına inanıyoruz. İşin bir de tarihsel boyutu
var. İttihâd-ı İslâm kavramı ilk defa Nâmık Kemal
tarafından Hürriyet gazetesinin 10 Mayıs 1869 tarihli sayısında kullanılmış,
ardından Yeni Osmanlılar’ın diğer yayın organlarında
ve özellikle Basîret gazetesinde tartışılmaya
başlanmıştır. Batı literatüründe İttihâd-ı İslâm’ın
karşılığı olarak görülen “panislâmizm” tabiri ise ilk
defa 1875’li yıllarda kullanılmıştır. Kavram daha sonra Franz von Werner’in 1877’de yayımladığı Turkische
Skizzen’de yer almış, 1881’den itibaren Gabriel Charmes tarafından Revue de Deux Mondes’de kullanılmış, Charmes ayrıca bu başlığın bulunduğu bir de kitap
neşretmişti. Batı literatüründeki kavram, dönemin pancermenizm,
panslavizm gibi akımlarından hareketle, daha çok
olumsuz anlamda ve müslümanlarca Batı’ya karşı
organize edilen tehlikeli bir “askerî teşkilâtlanma”
olarak tanımlandı.
***
Sebîlürreşad mecmuası 1908’den başlayarak Devlet-i
Ali Osmani’nin “dağılmaması” üzerinden başlayan,
ancak bugün İslam milletlerinin “birliği ve beraberliği” anlamına gelen İttihad-ı İslâm fikrinin tavizsiz savunucusudur. İttihad-ı İslâm, bu coğrafyanın “korkutucu” gücü değil,
ıslah edici, buhranlarımızdan kurtarıcı yolu ve güzergahıdır. 1017. Sayımızın
yeni açılımlara vesile olması temennisiyle okurlarımıza arz ediyoruz.









