SEBİLÜRREŞAD DERGİ
Sebîlürreşad’ın kapak
görsellerinin nasıl oluştuğunu soruyorlar. Cevabı açık, Sebîlürreşad son yüzyıl Osmanlı’yı kapak
görselleriyle; alçaltan, yok sayan, dalga geçen çizimlere bugün aynı şekilde
çizimlerle cevap vermeye çalışıyor. Evet, bir dergiyi aşan bir hareket olduğu aşikar. Lakin Batı medeniyeti, her cephede bir
saldırı politikası yürüterek imparatorluğumuzu param parça etmeyi başardı.
Sebîlürreşad, bu cephede sadece kendi sahasına
taalluk eden saldırılara aynı şekilde; kalem ve kağıtla ters yüz ederek cevap
vermeye çalışıyor. Dolayısıyla kapakta kullandığımız görsellerin mutlaka bir
hikâyesi var. Bu sayıdaki görselimizin hikâyesi kapak dosyamız “göç” ve “tehcir” için
oldukça uygun.
Avrupalılar, Balkanlar’dan Osmanlı’yı, “kolunu, bacağını kırık, gözünü
kör, perişan bir halde” göndermişti. 1910’da tümüyle kaybettiğimiz ve
vatandaşlarımızın büyük bölümünün göç etmek zorunda kaldığı, göç edemeyenlerin
şehit olduğu, kalanlarınsa baskı ve şiddete maruz kaldığı Balkan savaşlarını
böyle resmetmişlerdi.
Osmanlı askeri İstanbul’a döndüğünde evet tamda bu haldeydi. Bu halde bizi
gönderenler “Avrupa konseri” adını verdikleri koro ve
müzikalle adeta tören ve şenlik yapmışlardı. Halen Balkan coğrafyasında kurulan
devletçikler Osmanlı’dan ayrılma ve devlet olma gününü “törenle” kutlarlar. Ancak
Osmanlı’dan ayrıldıkları günden bugüne hiç biri
ekonomik, siyasi, içtimai olarak “bağımsız” kalamadı.
Osmanlı’yı tarih sahnesinden silerken mutlu olmuşlardı, yaşadıkları acı
tecrübeler onların mutluluklarının kısa sürmesine de neden oldu. Üzerinden
geçen 118 yılda Osmanlı dönemi sona ererken Türkiye
Cumhuriyetiyle tarih sahnesine yenilenerek çıktık. İstiklal marşımızın
üzerinden 97 yıl geçti.
Ve Sebîlürreşad bu kez o sahneyi;
tarih sahnesine yeniden çıkan Türkiye’yi resmederek çizdi. Bazılarınız için bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak 110
yıldır yayın hayatında olan tarihi Sebîlürreşad
mecmuası, Balkan göçünü, trajedileri, isyanları, yıkılışları ve ülkemizin
yeniden Kuvay-ı Milliye ile
var oluş mücadelesine şahitlik etmiş bir mecmua olduğu için bu sahnelere “reddiye
çizimleri” ile mukabele etmek onun tarihi bir vazifesidir diye
düşünüyoruz.
Bundan sonraki sayılarımızda da her kapak görselimizi tarihsel bir atıfla
yeniden tarih sahnesine çıkartacağız.
Kapak görsellerimizi imal eden zihne ve görselin oluşmasına büyük emek veren
Uğur Polat kardeşimizin eline sağlık. O’nun verdiği emeklerle tarihi
reddiyeleri yeniden kapak görseli olarak neşrediyoruz.
Bu sayının yazıları ve yazarları;
Bütün insanlığa hizmet
Mehmet Şevket Eygi
Göç ve güç ilişkisi
Fatih Bayhan
Medeniyet denilen maskara mahlûku görün!
Selma Argon Ersoy
Tanzimat’tan bugüne göç politikaları
İsmail Mansur Özdemir
Göç,
Abdurrahman Dilipak
Haymatlos ya da mülteci olmak
Fatıma Zehra
Cevdet Said’in bitmeyen hicreti
Fethi Güngör
Suriye politikası göçtü (mü) ?
Sedat Servet Hocaoğulları
Hasan Al-Benna’nın hayatı ve görüşleri
İhsan Toker
İmtihan ve imkan boyutlarıyla mültecilik
Fethi Güngör
Kuzey Kafkasya’daki ölüm ve sürgün
Orhan Doğbay
Türkiye’deki Suriyeliler üzerine derkenar
Ahmet Koyuncu
Batı’nın kibri ve sömürgecilik siyaseti
Ali K.Metin
Amerika Müslümanları-2
Ethem Nejat
İttihat ve Terakki’nin ihtilali
Mehmet Poyraz
Ashab-ı Suffe’den ilahiyat
fakültelerine
Ahmet Onay
Şehrin ruhu,
Mustafa Yazgan
Şairler savaşa nasıl bakıyor?
Cevat Akkanat
Adem Turan
Arif Ay
Salih Erayabakan
Bedran Yoldaş
Sıddık Ertaş
Nurettin Durman
Rasim Cinisli’nin hatırat çalışması (kitap)
Mustafa Koç
Kalp atışı (şiir)
Bestami Yazgan
Tarık Buğra’nın hayatı ve eserleri hakkında
Harun Yardımcı
İnsan ve eser
Murat Soyak
Gün olur asra bedel romanında çevre bedeli (kitap)
İsmet Erdal









